2014 Güz Dönemi Nasıl Geçti?

Topluluk olarak yeni faaliyete geçmiş olmamızdan dolayı hala istediğimiz noktada değiliz, ama bu dönem boş durmadık. Okul başladıktan kısa süre sonra, yeni gelen arkadaşlarımızla tanışma ve kaynaşma fırsatı bulduğumuz ve bu sene ikincisi düzenlenen DEÜÇEV Tanışma Etkinliğimizde buluştuk. Buluşmamızı çimlerin üzerinde gerçekleştirmeyi planlamış olsak da, aniden bastıran yağmur sebebiyle kapalı bir mekana geçtik. Uzunca sohbet ettik, bölümden, topluluktan ve İzmir’den konuştuk.

A post shared by @deuceviri on

Ekim ayında ise alanlarında deneyimli çevirmenler Bülent Talay ve Feryal Halatçı’nın katılımıyla “Teknik Çeviriyoruz” etklinliğini gerçekleştirdik. Katılımcıların kişisel deneyimlerinden ve piyasadan konuştular ve çeviriyle ilgili kendi ufak tüyolarını bizlerle paylaştılar. Hukuk çevirisi, tıp çevirisi ve özellikle patent çevirisine dair önemli bilgilerin paylaşıldığı etkinlikte katılımcılar bizlerden gelen soruları da cevapladı.

Bülent Talay, konuşması sırasında

Aynı ay içerisinde üyelerimizden bazıları Akare Yurtdışı Eğitim Fuarında çevirmen olarak çalıştılar.

DAAD Bursu Bilgilendirme Etkinliği afişi, Kasım 2014

19 Kasım günü, Alman Akademik Değişim Servisi, DAAD burslarıyla ilgili olarak, bursiyerler topluluk başkanımız Tarık Yalçınkaya, bölüm mezunlarından Hilalay May ve bölüm araştırma görevlilerinden Jasim Esin Duraner’in katılımıyla DAAD Bursu Bilgilendirme Etkinliğini gerçekleştirdik. Sohbet havasında geçen etkinlik sırasında konuşmacılar Almanya deneyimlerinden, burs için hangi koşulların gerektiğinden, ve başvuru sürecinden bahsettiler.

Yılın son ayına girmemizle üyelerimizin oluşturduğu takımımız bizi birincilikle onurlandırdı.

Workshop afişi, Aralık 2014

Aralık ayı içerisinde bölüm asistanı Devrim Ulaş Arslan ile birlikte üyelerimizden bazıları üç hafta boyu Trados Studio ile çalıştılar.

17 Aralık’ta ise Das Akademie ve United Towers’ı Yurt Dışı Eğitim Panelimizde ağırladık. Birleşik Devletler, İngiltere ve Almanya’daki lisans ve yüksek lisans eğitimi hakkında bilgiler verildi.

Etkinlik sonrası toplu fotoğraf

Ve son olarak, üyelerimizden bazıları bizi Türkiye Konferans Tercümanları Derneği’nin Meslekle Tanışma Günleri etkinliğinde temsil etti.

Bu dönem istediğimiz kadar aktif olamasak da, sizlerin de yardımı ile boş durmadık ve güzel bir dönem geçirdik. Umarız 2015 Bahar dönemi hepimiz daha dolu ve güzel geçer.

Reklamlar

bugenvil

I am at fall true to its name
no one eye cathches the other, glaring
four-o’clocks at cobbled streets
through never-ending roads, wandering

moon is descending, uh, pain sending
sea, sandal and fire at stars
moon is down, oh moon is down
a rose smells indecently in my garden.

Translated by Leyla Belma GAZİ

Hopeless Nights

If you ever get stuck in the middle of night,
If you ever try to sleep but lose in this fight,
If she ever touches your soul in a warm fall,
The dark is your face without any sleep at all.

Whenever your phone is ringing the bells,
You see that the caller is again someone else
And you find crying easier than having no hope,
It’s much burden than with which you can cope.

The child within you falls asleep all at once,
Through the dreamland of joy and fun he runs,
But your eyes still are in a fight of an expectation,
Denying and struggling to get over the situation.

And such nights you want to ask her this question:
Have you ever tasted the feeling of infatuation?
Don’t you see the scars you opened constantly bleed?
And you don’t know how to cope with this bad greed.

And you see the first lights of a brand new day,
There you think the best way is to sit still and pray
That she is still all yours and she is intact and pure
But you know for this night the pain is the only cure.

Murat Özgen

Birthday

The child was born on the ninth of November,

That’s when the dark of night would rise,

And he was far from the bleak December,

That’s when the breezing chilling cold cries!

The child opened his eyes in a world of tears,

That’s when the dark of night would so cry,

And eventually he was far away from the fears

That’s when the angels and the darkness pry!

As the child saw this age with agony in this bay,

That’s when the bright day would await for him,

When she says she loves me that’s my birthday,

That’s when I lit a torch into the dark of the dim!

Murat Özgen

Light and Night

Take this promise as my oath to survive,

In this life of light and night,

In a matter of minute you may not feel alive,

As this garden path takes you to nowhere

      -In this life of light and night.

Awaken by the mid of the night with no light,

I tried and tried to be bright,

The facts that I hide and the burdens that I might

-In this life of light and night,

Stranded over my shoulders…

Free my soul I did and saw no hope,

Flee away I did and with the night I cope,

-In this life of light and night

No matter how hard I try and cry,

The doom of darkness will see no sun tonight.

May I never be broken again,

Say I bear the anguish of tears,

-In this life of light and night

Drifted on a shore naked and desperate,

I cannot carry this life without her seperate.

In this life of light and night,

Standing on my bed with a terrible ache in the head,

Miles away from me,

Hours far from me…

-In this life of light and night

I can feel the shadow of the sun,

I can hear the screams of a gun.

There I see it pointed at me,

-But in this life of light and night

As you took my promise as my oath,

I will survive for us both,

Till the day you stop and give up the fight…

Murat Özgen

Invisible

 Paul Auster is a very interesting and joyful writer. I have come to know of him during my visit to Ankara for UK Visa application in September, 2012. Then I bought The New York Trilogy at a well-known bookstore in Ankara. The book got my attention because its title simply consists of New York. It was made of three stories. It was a good read to me. I quite enjoyed Paul Auster then. Since that time, I have not encountered anything about him until the time when I was at bookstore here in Izmir. I noticed a book written by Paul Auster, the book was Invisible. I bought it right after. The first week with the book was not very abundant for me. I read only sixty pages or so. The next week I finished the book immediately.
The book is about the story of Adam Walker, a young and enthusiast college student in 1967. It begins with Adam’s meeting with Rudolf born, a visiting professor from France, and his seductive partner, Margot. They talk over politics, literature, history, life in New York and about their lives. After that night, Margot is somehow worried about Adam’s future and therefore wants to help him. Because of her will, Born offers $25,000 cash to start a literature magazine. In the meantime, Born leaves for Paris upon an emergency. In his absence, Adam and Margot have an affair. Every night at her place. Born throws Margot out and she goes back to France. The relationship between Adam and Born does not get hurt by this affair. One night while they are wandering on the New York streets, a black boy shows up with a knife in his hand intimidating the two. Born acts quick and stabs in his stomach. And this is where the whole thing is pointed at. After this incident, Adam feels guilty of not reporting the crime to officers the right time and gives Born the chance to leave the country.
At the end of the first chapter, we realize that this is actually an autobiography written by the old Adam who is dying of leukemia. It is sent to his old yet long unseen friend. The first chapter is called Spring and is written in first person. Adam asks his friend, Jim for advice on the second chapter. The second is Summer and written in second person in accord with Jim’s advice. It is about Adam’s recovery of the event and his life with his sister in a shared apartment in New York City. The last one, Fall accounts for Adam’s travel to Paris, his re-encounter with Margot, Born and meeting the Juins, the mother and her daughter waiting for a new life with Born
The book can be a quick read and indeed it is a good material for reading hours. I liked it. Especially the way Paul Auster writes. The way how he makes some things invisible to some extent or pages.

Keine Panik!

Evet, fakültemizde kulübümüze ait bir oda yok. Evet, hepimize uyan bir buluşma zamanı ayarlamakta zorlanıyoruz. Evet, bayram tatili yıllardır olmadığı kadar berbat bir döneme denk geldi ve önce vize haftası, sonra da ne olduğunu anlamadan bir daha vize haftası ve yine final haftası filan olacak.
Ama bizim de söyleyeceklerimiz ve yapacaklarımız var canım, ne yani.

Biricik fakültemizin mimarisi nedeniyle mi artık bilemiyoruz, aynı sınıfa girip çıkarken bile birbirimizin yüzünü göremediğimiz oluyor. Şaka değil. Bu yüzden buluşma ayarlamak için internet ortamını kullanmak ve telefonlaşmak zorunda kalabiliyoruz. Yoksa yaptığımız her şeyi teşhir etme meraklısı değiliz! Sene başında ne yapalım da bu sorunun üstesinden gelelim diye oturduk, konuştuk ve dışarıda buluşalım dedik. Aramızdan organizasyonlar ayarlayabilecek üyeler belirledik. Her hafta belirlediğimiz bir mekanda buluşacağız.

Tiyatro. Evet, çeviri topluluğuyuz ve evet, tiyatroyla ilgileniyoruz. Kültürümüz artsın, bilgimiz artsın, cümle alem bizi sahnede görsün bir şey sansın mih mih mih diye düşünmüyoruz. Eğtmenimiz yok. Tamamen birbirimizin bilgi birikiminden yararlanıyoruz. Tiyatroyla eğleniyoruz, tiyatro hakkında konuşuyoruz, küçük uygulamalar yapıyoruz. Geçen yıl İngilizce tekerlemeler üzerinde çalışmıştık. Bir araya toplanıp birbirimize kafa sesiyle küfretmiştik. (Ki buradaki fikir İktisat Oyuncuları’ndan alınmıştır) Bayram tatilinden önce dört beş kişiyle bir araya gelip tiyatro konusunu konuşabildik, ama bu yıl yapmak istediğimiz pek çok şey var ve henüz kararımız net değil. Hülya Hoca’dan da fikirler alacağız.

Sinema. Olay şu: Çoğunluk oyunu Thor’dan yana kullandı. Ama biz bunun neresini oturup konuşacağız, “Aa ne kadar yakışıklı” “Olum görsel efektler süper” filan mı diyeceğiz diye düşündük sonradan. Nevzat Hoca da olaya el attı (bilen bilir) ve Thor’u izlememeye karar verdik. Thor yerine ’99 yapımı Beowulf’u izleyeceğiz. Asıl amacımız film eleştirisi yapmak değil (e tabi yapmak isteyen yapar) daha çok filmlerin konusu ve bıraktığı izlenimler üzerine konuşmak.

Altyazı Çevirisi. Çeviriye dair yaptığımız nadir(!) şeylerden biri olsa da projeden sorumlu arkadaşımız dışarıda yürüttüğü çeşitli dernek faaliyetleriyle meşgul olduğundan altyazı çevirisiyle ilgili henüz hiçbir şey ortaya koyamadık (Geçen sene yaptıklarımızı saymazsak). Geçen yıl Case Closed adlı bir animenin bölümlerini çevirmeye başlamıştık, epey eğlenceliydi. Birtakım teknik sorunlar yaşamıştık ama bu yıl ilgili arkadaş sorunları halledecek altyapıya sahip olduğunu söylüyor. Gelişmeleri buradan takip edin, ya da o bahsettiğim arkadaşı gördüğünüz yerde sıkıştırın, öylesi daha etkili olur sanırım.

Kitap Kulübü. Arma Kitap&Cafe’de buluşup okuduğumuz kitaplar üzerine konuşacağız. Düşündük taşındık, ilk olarak Patrick Süskind’in Koku romanını okumaya karar verdik. Listemizde İngilizce ve Almanca kitaplar da var, onlara da sıra gelecek. Sonra da nirvanaya filan ulaşırız herhalde.

TÜÇEB. İzmir’de toplantıları olacakmış. Biz de gidip görüneceğiz tabii ki. İki asil iki yedek üyeyle hem de.

Uzun lafın kısası, biz bir şeyler yapıyoruz ama dışarıdan belli olmuyor. Hep fakültenin mimarisi yüzünden canım!